top of page

Bedendeki rotalar: Nöromiyofasyal hatlar




Herhangi bir duygu ya da düşünce oluşumlanırken, mutlaka bedende de bir başlangıç, gelişim ve yaşandığı o bölüme dair bir sonuç oluşturarak bedensel dışavurum boyutunda zihinsel ve duygusal süreç, bir merkez ve o merkez etrafında hareket eden bir aks takip eder. Bu akslar birbirleri arasında geçişken ve aynı zamanda kendi içinde uzamsal rotalar izleyerek bedensel-davranışsal veriyi toplar ve çıktıyı oluşturur. Bedende mekano iletim, kimyasal iletim ve elektriksel iletim şeklinde temelde üç biçimde karşılıklı gerçekleşen bu aktarım herhangi bir veriyi insanın ele alış biçimi olan duygu-düşünce-beden paketindeki “beden” ayağını karşılar.


Kendisi de aslında halen bir teori ve araştırmaya ve yoruma açık bir alan olan nöromiyofasyal hatlar konsepti, kasları bağımsız birer yapı olarak ele almayıp, kasları da paketleyen, organları saran, dokular arası geçiş sağlayan, kemikleri akslarında tutan, sinir uçlarını barındırdığı için nöroiletime de baz oluşturan bedendeki en geniş sistem olarak beden jargonunda kendine yer bulur. Bedende herhangi bir problem, bir gerilimsel pattern yaşamadan önce aynı hattın ya da o kişinin yaşam biçimine göre bedeninin alışık olduğu karşılıklı hatların farklı yerlerinde o pattern gerçekleşmeden evvel bir dizi uyarı görürüz. Örneğin bir bel fıtığından önce, belki sırt, ayağın tabanı, diz sıra sıra ve birbirinden bağımsız görünümde sinyallerle haftalar içinde uyarı verir. Bu nedenle bedenle çalışırken en bütüncül yaklaşımla ve şuanki bilgi ile nöromiyofasyal hatlara bakarız. Bu yaklaşım, hareket ederken kasları kendi içlerinde bağlantılı bütünsel zincirler olarak ele almayı, dolayısıyla hareketi de beden ölçeğinde değerlendirerek ancak gerektiğinde ayrıştırarak bakma ayrıcalığını verir.


Halen üzerinde çalışılan fasya bilgisi sayesinde bedendeki pek çok özel alana dair daha kapsamlı bir anlayış yakalamak ve bu bölgelere dair daha fazla veriyi bütüne bağlayarak anlamdırmak da mümkün olur. Örneğin yüzün üst bölümündeki kemiklerin yapısından dolayı yüzün altında kalan yapıların ışık alıyor olması, hormonal bezlerin fonksiyonu, sfenoid kemiğinin açısının aynı bir uçağın kanat ayarını yaparcasına pelvisin açısını ayarlaması, elin üstündeki bir yanığın sırtı etkilemesi, diz kapağının dönüş açısının sırt ortası ağrılarla ilişkilendirilebilmesi gibi. Yine de her fasyal hattın deneyimi ve karşılıklı bağlantıları kişiye özel ve kişinin o ana kadar getirdiği yaşamının bir ürünü ve biriciktir. Bu nedenle kendi gerilimsel patternlerinize bakarken de günlük yaptığınız hareket çeşitlerine ve bu hareketlerin nasıl yapıldığına bakabilirsiniz. Bu hareket çeşitlerine dair detaylı bilgiye Somatic Satisfaction Cycle üzerine önceki yazılarımdan ulaşabilirsiniz. Aşağıda eğitimlerimde paylaştığım fasya eğitim notlarından bir bölüm olarak aldığım ve Tom Myers’in ünlü Anatomy Trains kitabından görsellerle desteklediğim bu bilgileri yukarıdaki kapsamda değerlendirmenizi dilerim. İyi okumalar.







Görsel: Bernie Clark, Your Spine Your Yoga, Myofasyal Meridyenler

(a) back functional line; (b) superficial back line; (c) superficial front line; (d) deep front line; (e) lateral line; (f) spiral line; (g) front functional line; (h) ipsilateral functional line





(Saunders JB, O'Malley C. The illustrations from the works of Andreas Vesalius of Brussels. Dover Publications; 1973.) (Myers T. Anatomy Trains. Churchill Livingstone Elsevier: 2008.) "Albinus'tan tanıdık bir figür üzerine Tom Myers'in ortaya koyduğu 12 fasyal hattın yol haritası"



Nöro-miyofasyal kol hatları elleri omzu kuşağı, kaburgalar, kafatası ve omurgaya bağlar. Bu bağlantı anlayışını sadeleştirmek adına bu hatlar dört grupta incelenmiştir:


Superficial Front Arm Lines: Kolların pek çok gündelik aktivitedeki konumunu kontrol eder. Mesajlaşırken, bir top atarken, kollarımız gövdenin iki yanı ya da önünde hareket ederken bu hatları kullanırız. Bu hat parmaklar ve avuç içlerinde başlayarak ve büyük kas gruplarını katederek gövdeye doğru uzanır. Pectoralis major ve latissimus dorsi kasları bu grupta yer alır. Diyafram ve solar pleksusla çalışırken bu hattı kullanmak önemlidir.



Deep Front Arm Lines: Burası nörolojik olarak duygusal dayanıklılığı destekleyen bir yerdir. Servikal omurlar ve endorin sistemle özellikle adrenal bezler, tiroid ve böbreklerle ilişkilidir.


Superficial Back Arm Lines: Bu hat elin üst kısmından başlar ve trapez, deltoid, lateral intermuscular septum ve extensorleri geçerek omurgaya bağlanır. Burası beden için bütüncül bir süspansiyon sistemidir. Özellikle kronik enflamasyonun kalıntısını bedenden uzaklaştırmak için çalıştığımızda kilit bir yerdir. Fasya egzersizlerindeki gerilimsel çekme konsepti ve ayrıca rollerın yumuşak ve yavaş geçişli basıncını kullanmak bu hatları en iyi rehabilite eden metodlardandır.


Deep Back Arm Lines: Avuç içinin dış alt köşesinden başladığı kabul edilir. Lumbar bölge, kalın bağırsak, kolon, mesane ve safra kesesi bu hat ile ilişkilendirilir. Aynı zamanda omuz kuşağı, rotator cuff ve torakal omurlar ile bu hat yakından ilişkilidir.




Bedenin arka yüzünde bulunur ve diğer fasya hatlarına göre kayda değer bir bağ doku kütlesi barındırır. Ana görevi kişiyi ayakta tutmak, cenin pozisyonuna kıvrılmasını engellemektir.

Ana görevi ekstansiyon ve hiper ekstansiyon olan bu hat bedende yalnızca dizlerin bükülmesinden sorumludur. Dizlerle ilişkisi bakımından bu nedenle oldukça özeldir. Doğumdan itibaren bir bebeğin hareketlerindeki tüm aşamalarda, tam ayaktaki duruşa geçene kadar Superficial Back Line kademe kademe çalışır. Özellikle gözlerden başlayan ve occipital kasları dahil eden uzanma hareketlerinde, emekleme, yerde göğüs açma, başı kaldırma gibi eylemlerde aktiftir.




En fazla ağrı reseptörü bedende bu hat üzerinde bulunur. Buradaki ağrılar aynı zamanda propriyoseptif algının düşüşüne de işaret eder. Tensegrite bakış açısından bu hattın ayakta ulaştığı topuk noktası yani calcaneus kemiği, SBL üzerinden aşağı yönlü gerilimsel kuvvettin kompresyonla sağaltıldığı yerdir.


Dizler büküldüğünde gerilimsel kuvvetler aşağı iletilemez yani üst bacak ve baldırlardaki SBL farklı çalışır. SBL alından başlar ve bedenin arka yüzü boyunca devam ederek plantar fascia’da sonlanır. Yin tarzında pratik edilen öne eğilmeler ve omurganın aksiyel ekstansiyonda olduğu pozlar ve dar bir tshirt giyiyormuş gibi sırtı kavislendirerek yapılan dinamik stretch ve rebounce egzersizleri SBL’yi güçlendirir.


SBL kısalırsa dizlerde hiperekstansiyon, karın önde sırtta kifotik bir durum görülür. SBL egzersizde ilk çalışılması gereken hatlardandır. Bu hattın propriyoseptif zekası güçlendikten sonra ancak geriye eğilme gibi asana gruplarında beden kompresyonu SBL üzerinde uzunlamasına gerilimsel kuvvete dönüştürebilir ve arka bedeni ayrıştırmadan tam tersi bir bütünleşme ile güvenle güçlendirebilir bir hale gelir. Örneğin geleneksel olarak Urdva Danurasana'nın dizler gergin halde yapılması buna bir örnektir. Bu şekilde sırası takip edilerek çalışılan geriye eğilme pozları bu nedenle SBL üzerinden topraklanma etkisi yaratır.


Akıllı telefonların hayatımıza girmesiyle başparmağımızı fazla kullanmaya başlamak ile sırt ortasından gelen ağrının bir ilişkisi vardır. Aynı zamanda embriyonik dönemde latissimus dorsi ve pectoralis majorun ikisinin de yan yana önde olup embriyonik gelişim sırasında ön-arka olarak ayrılmış olmaları hem SFL ve SBL arasındaki nörolojik ilişkiyi hem de özellikle abdominal ameliyat sonrası sırt hassiyeti yaşayan kişilerdeki bulguları aydınlatır.

Adductor magnus ikinci hamstring olarak geçer. Dışarıdan palpasyon ile dizden üst bacağın yarısına kadar hissedilebilir ve pelvik tabanın açılanmasından, tonusundan ve çoğu insan için bacak arkası kısalığından sorumludur.



SFL bedenin tüm ön yüzü boyunca uzanır. İlk görevi SBL’yi dengelemek ve bunu yaparken bedenin apırlık merkezi hattının önünde kalan yüz, pubis ve göğüs kafesinin konumlanmalarını yönetmektir.



SFL dizin ekstansiyonundan ve aynı zamanda bedenin ön yüzünü olası darbelerden korumaktan sorumludur. Hem fiziksel hem psikolojik olarak bu nedenle Superficial Front Line and Deep Line’lar resiliency yani dayanıklılık ile ilgilidir.


Ayak parmakları SBL ve SFL’nin birleştiği yerlerdir. Ayak parmaklarının üst yüzeyinden başlayan SFL buradan dikey bir hat boyunca yukarı doğru ilerler.


SBL ayak parmaklarının fleksiyonundan, SFL ile ekstansiyonundan sorumludur. Birbirine zıt çalışan ama aynı zamanda birbirini dengeleyen bu iki hat tibia-fibula kompleksinin fazla arkaya kaçmasına (dorsi fleksörler) ve fazla öne eğilmesine (plantar fleksörler) engel olur.


SFL ayağın dorsifleksiyonu, kalça fleksiyonu, gövdenin öne bükülmesinden sorumludur. SFL lifleri çok çabuk reaksiyon verme özelliğine sahiptir. Özellikle boyun bölgesinde hızlıca adapte olarak gereğinde esneme, geriğinde ise kasılma özelliği gösterir. Pubisin ve sternumun açılanması SFL’nin durumu ile ilgili göstergelerdir.


Karın kaslarının tonusu ve intra abdominal basınç frontal line’nın alt ve üst bölümlerinin bütüncül çalışıp çalışamadığını belirler. Bu nedenle yogada geriye bükülme pozlarında uzmanlaşmak ile karın kaslarına ne kadar hakim olunduğunun birebir ilişkisi vardır.


Frontal line’nın bütünlüğü için pratikten önce karın içi reseptörleri ve kasları uyaran Nauli Kriya ya da Uddhiyana Bandha, Kapalabhati Nefesi gibi uygulamaları tercih edebilirsiniz. Diyaframda stres olduğu durumda ise Deep Frontal Line’dan gelen bir engellemeden dolayı ne Back ne de Superficial Frontal Line tam kapasite kullanılamayacaktır. Kas tonusu değerlendirmesinde sternocleido mastoid ve rectus abdominis kasları SFL’ye dair önemli göstergelerdir.


SFL’deki disfonksiyonlar, yüzde-gıdıda sarkma, çene sıkma, boyun ağrısı, pectoralis kasları hizasında hassasiyet, karın fıtığı gibi genel rahatsızlıklar üzerinden görülebilir. Ayrıca bu hat pelvis üstü ve altında farklı .çalışır yani aslında doğrudan bağlantıları en az bilgi edinilen hatlardan biridir. Bu hat öne eğilme ve geriye eğilme pozlarıyla dengelendiği gibi roller ve toplarla yapılan yumuşak uygulamalarla rehabilite edilebilir.


Frontal line ile ilgili önemli bir detay kalça seviyesinde bir kırılma yaşamasıdır. Yani frontal line açısından bedenin üstü ve altı doğrudan bağlantılı değildir. Burayı etkin kullanmak ve enerjiyi bedenin ön yüzünde hissedebilmek için Back Line’dan gelen gücü spiral line aracılığı ile öne çekmeye dayalı egzersizler kullanılabilir. Örneğin arjantin tango teknik olarak bu sistemi çalıştırır.



Görevleri: Titreşimi algılamak, yüzmek, yürümek, lateral-sagittal hareket

Ayağın 1. Ve 5. metatarsallerinden başlar ve kulaklardan mastoid precesse kadar uzanır.

Telosit hücrelerince zengin bir hat olan Lateral Line, etrafımıza göre pozisyon almak ve sezgilerimizden de sorumludur.



Bedenin solu ve sağı arasındaki denge bu hat üzerinden sağlanır. Ön-arka-kol ve spiral hatların birbirleriyle ilişkilenmelerinde dengeyi sağlar. Lateral hat ile ilgili belki de en çarpıcı bilgilerden biri boyundaki scalen ve aşağıdaki quadratus lumbarum kasları ile göğüs kafesini dengede tutmasıdır. Göğüs kafesinin buradaki pozisyonu tüm diyaframları ve ayrıştırdıkları bölgelerdeki basıncı etkiler.


Boyun omurlarının diğer omurlardan farklı olarak daha mobil olması ve sliding yani kayma hareketi scalenleri boyun sağlığı için önemli bir yere oturtur. Dolayısıyla şuana kadar bahsedilen hatlardan occipital, sternocleidomastoid ve scalen kasları boyun stabilitesinde beraber çalışır.


Lateral line ile ilgili diğer bir önemli kısım tensor fascia latadır. Bacağın bu kısmında yüzeyden içeri doğru bedenin diğer bölgelerinden farklı olarak ikili değil üçlü fasyal örtü bulunur. Kaburgaların iki yanında palpe edilerek yapılan basit bir nefes egzersizleriyle tonuları anlaşılan intercostalis kasları vagus sinirinin çalışma kapasitesinin ölçümlendiği alanlardan biridir. Buna ilaveten lateral line ile ilgili özel noktalardan biri omuzu öne ve arkadan çerçeveliyor oluşudur. Dolayısıyla buradaki pek çok hissi de lateral line üzerinden alırız. Titreşimle, sesle, lateral serbest hareketle ve lateral esnemelerle bu hattı aktive ederiz. Asanalarda lateral lineı hissetmek için lateral esnemeleri hizalanma ilkelerinden özgürleştirerek kavislendirmek gerekir. Bazen yana eğilmeye gerek oılmadan basit bir TFL stretch de kısmi olarak bu hattı çalıştırır.



Tüm düzlemler arası dengeyi sağlar. Yürürken dizin stabilitesi bu hat ile ilgilidir. Başka bir hattaki dengesizlik buradan dengelenir.


Rotasyonlar, twistler, lateral heraket ve geçişlerde aktif rol alır. Rotasyon ve twistlerde gövdenin ve bacakların bu hareketlere kapılmayıp stabil kalmasını sağlar. Kürek kemiğinin stabilitesi bu hat ile ilgilidir.




Bazı baş ve boyun ağrıları bu hattaki zorlanma ve ayrışma ile ilgili olabilir. Yogadaki atlas pozu gibi özellikle şakakların yerde olduğu rotasyonlar, marichyasana, bharadvajrasana gibi twistler, bacaklarlar aktifken yapılan twistler (Parivritta Trikonasana, Parivritta sancalasana gibi) bu hattı uyaran asanalardır.





4. Hamstring denilen adductor magnus buradadır. Bu kas çoğu zaman zannedilenin aksine backlinedaki biceps femoris dolayısıyla değil bu kas dolayısıyla bacak arkasında gerginlik ve kısalık görülür. Superficial Back Line ve Spiral Line boyun ve dizde bir araya gelir.










Örnek poz incelemesi:



Bu fotograftaki duruş içindeyken Superficial Front Line esniyor ve uzuyor.


Sağ taraf için Superficial Back Arm Line kolu havada tutuyor.


Sol taraf için Superficial Front Arm Line ise göğüsten başparmağa kadar esniyor.


Sol taraftaki lateral hat gövede hizasından kompresyon altındayken sağ taraftaki lateral line tam tersi biçimde açılıyor.


Sağdaki spiral line sol taraftaki eşine göre biraz daha kısa durumda.



Fasyal hatlar ve kavramsal hareket ile ilgili daha fazla bilgi için online ve yüzyüze eğitim takvimini takip edebilirsiniz. Sorularınız için info.fasciatraining@gmail.com adresi üzerinden iletişime geçebilirsiniz.












38 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page