top of page

Yaşama Tutunan Beden



Yaşam harekettir. Hareketsizlik zannında bile muazzam dönüşümler barındıran bu yapıda hareketin durduğu tek bir yerden bahsedebiliriz; ölüm. Ölüm, varoluşun, beden, duygu ve düşüncenin sürekli üretim gücüden karşılılıklıkla tetiklenen kendi oluşumlanmasını durdurduğu bir son/ ara harekettir. O ana kadar varoluş beden üzerinden yaşama tutunur.


Zihnin, duygu ve düşüncenin ürünü ve oluşturanı olarak bedensel hareket bu nedenle kendini sürdürme zorunluluğuyla sürekli bir devinimdedir. Kendi döngülerini yaşarken ise geçmişini ve geleceğini o anda yeniden ve yeniden yazan bir yapı olarak döngülerini de her defasına kendi sınırlarınca sınırsız olan keşif olanaklarıyla kendine has bir biçimde yaşar. Birimselliğinden ötürü sonsuz karmaşa ile de görüntülenebilecek olan bu süreç daha kolektif bir yere çekilip sadeleştiğinde bedensel dışa vurum, görüntülenebilir, üzerinde konuşulabilir ve anlaşılabilir bir fragman haline gelir. Kendi hareketini incelemenin kendisi, “Ben buraya nereden geldim?” diye soran insanın varoluşsal şaşkınlığını kendi varsayımlarınca çarpıtıp, sınırlandırarak, bu şaşkınlığı buradan gelebilecek bir bilmenin yükü pahasına hafifletebilecek bir araçtır.


İncelenebilir olmak için sadeleşen hareket, beş ana başlıkta gelir. Her biri tümlemeye hizmet eden ve birbirini takip etmek üzere varolan bu beş örüntüsel parça “Bırakmak”, “İtmek”, “Uzanmak”, “Kavramak” ve “Çekmek”tir. Ben her bir hareket için kişinin o anki otonom durumunun çıktısı ile gelen bir spektrum tanımlarım. Her beden için o bedenin en iyi hali ve ve en dipteki dışavurumu arasında yer alan bir hareket havuzu oluşur. Her bir hareket ile oluşan bu havuz bu beş parça, örüntüsel bir bütün oluşturduğunda oluşabilecek kompozisyonel olasılıklara dair bir fikir sunar. Yaşamın yaratıcılığı ve dönüşümselliği içinde varolan bu beş hareket, yarattığı her aksiyon, duygu ya da düşünce ile oluşan episodlarla her başlangıçta yol ayrımı oluşturan ve seçim yapma şansı sunan, metni yazan bir kaleme benzer. Kalemin sahibi ise kendinden çıkan sınırlar ölçüsünde metinde değişiklikler yapma hakkını saklı tutmaktadır.


Bırakma hareketi, çaresizlikle çökmek ve kendini koşulsuzca sevdiğin birinin kollarına güvenle bırakmak arasındaki bir boşlukta salınır. Farklı dışavurumlarıyla ağırlığını yer çekimine bırakmak, tetikte olmayı bırakmak, bilinçli olarak destek almaya kendini açmak, duvarları isteyerek indirmek ya da duvar tanımına gerek duyulmaması, güven hissi oluşturmak gibi haller bırakmanın pek çok tonundan bazılarıdır. Bebeklikten omurgayı yer çekimine dik pozisyonda hizalayana kadar yaşadığımız süreç, ve bu süreci taklit eden diğer başlangıç hareketleri bırakmanın ve teslimiyetin halleridir. Teslimiyetle olduğumuz yerde kalabilmek bizi bir sonraki harekete yani iterek olduğumuz yerden yükselerek görünebilmeye hazırlar. Bunun için gereken zemini ise burada buluruz.


İtmek, uygun bir zemin bulunduğunda kendisinden yükselip ve doğrulurken seçtiğimiz harekettir. Bir bebeğin gövdesini doğrultması, ayağa kalkmak, metaforik olarak yaşamda kendi ayaklarının üzerinde durmak, müstakil bir varoluş sergilemek, sınırlarını tanımlamak, keşfetmek, gerektiğinde hayır diyebilmek, kendi sınırlarına göre pozisyon alabilmek, birer itme hareketidir. Yer çekiminden destek alarak yükselebilmenin farkındalığı, birimsel varoluşun aralığını tanımlayacak bilinci ve buradan doğan bireysel özgürlük alanı tanımlarını getirir. Boşlukta kapladığımız yerden böyle haberdar oluruz. Hareketin bu basamağındaki bir zorlanma, katı ve savunmacı bir iletişim tarzı olarak görünür olur. Bu olduğunda, bir güven hissiyle ve bağlantı kurmak amacıyla dünyaya uzanmak (bir sonraki adım) ve/ veya bu bağlantıyı sürdürmek zorlaşır.


Uzanmak, bir merak hareketidir. Orjinalinde doğal çocuktan gelir. Alt motivasyonlar eklendiğinde geldiği yer ve alt metinleri de elbette değişebilir. Uzanmak bir temas etme hareketidir; kendinden öte olana dokunmak ve dünya ile bağlantı kurmak için yapılır. İnsanın iletişimsel gelişim gösteren canlılığının bir ürünüdür. Bir duyguyu ifade etmek, bakım vermek gibi bir başkasını gerektiren tüm hareketler uzanmayı örnekler. Bu hareket biçimi sayesinde esnek bir iletişimsel kabiliyetle dünya ile bağlantı kurmak mümkün olur. Öncülleyen iki hareket yani bırakma ve itmede sorun yaşandığında bu basamakta merkezlenme problemi yaşanabilir (uzanma güçlü olabilir ama sürdürülebilirliği azalır, ya da uzanma yeterince güçlü olmayabilir). Uzanma hareketi zayıfsa buna düşük motivasyon, kronik yorgunluk, bağlantısızlık gibi haller eşlik edebilir (dorsal vagal semptomlar).


Kavramak ve çekmek, kişi ve dış dünya arasındaki boşluğu doldurur ve beraber çalışır. Bu iki hareket istemenin ürünüdür. Çünkü sistem kendini sürdürmek üzere vardır; yaşam devam etmelidir. Bu nedenle zihin kendi kutbunu oluşturacaktır. Yaşam düşünce zincirleri ile sürer. Arzu ile istemek devamlılaşır, düşünmek süreğenleşir. Böylelikle yeni hareketler üzerinden düşünce, duygu çemberleri yaratılabilir ve döngü sürdürülür. Arzu ile kavrama ve çekme hareketleri tetiklenir. Arzu ya da istek yaratmak için ise kavrama ve çekme etrafında kümelenen hareketleri pratik etmek neokorteks-memeli beyin ve sürüngen beyin düzeyinde istek ve arzu yaratır ve buna eşlik eden duygu ve düşünceleri kişinin yaşamsal metnine uygun bir nitelik çerçevesinde çerçeveleyerek çağırır. Bir anlamda, kavramak ve çekmek ile gerçekleştirilen şey, uzanırken ya da önceki düzeylerde yapılan bir seçimin yaşamlandığı yerdir. Bu gerçekleştirmede önceki üç hareketten ve bu iki basamaktan hasat edilen kümülatif bir tatmin ve doyum oluşabilir. Eğer bu basamaktaki eylemler önceki üç basamağın oluşturduğu istekle tetiklenmiyorsa eylem strese sokan, çalkantılı, yorucu bir doğaya bürünebilir. Önceki üç basamakta boşaltılamayan enerji de yeri geldiğinde bu iki basamak üzerinden boşaltılmaya yönlenebilir. Fakat denge halinde ve her basamak kendi doyumunu sağladığında bir basamağa diğerinden fazla görev düşmeyecektir. Düştüğünde, yorgunluk oluşur ve hareket doğallığını kaybeder, yerini çabaya ya da zorlanmaya bırakır.


Acıktığından daha fazla yemek yemek kavrama ve çekme hareketlerindeki bir aşırılığı örnekler. Böyle bir hal içindeyken, tam kapasite almak, olanı olan haliyle takdir etmek ve alınanı sindirmek zorlaşır. Tatminsizlik oluşur. Panzehiri ilk basamağa dönmektir. "Kendini güvenle kollarına bırakabildiğin yer neresi?". Çözüm oluşurken, sorunun cevabı da değişecektir. Deneyimden oluşan farkedişle, ilgili bölüme eylemde yeniden başlanarak, tüm basamaklar yeniden yapılandırılır. Rota ve metod değişikliği ile ilerlerken adım adım başkalarıyla, kendimizde iyileşiriz.


Beş basamaklı hareket sisteminde her basamağın hakkı verildiğinde oluşan şey tamlık, tatmin, arayışın bitmesi, olabilir. Diğer bir deyişle arayış, ya da beklenti oluştuysa beş basamaklı döngüdeki bir hareket formunun yerine getirilişinde gereğinden fazla bir çaba, bir uyumsuzluk ya da bir eksiklik olup olmadığına bakılabilir. Beş hareket formu tamamlandığında ise oluşabilecek tasarısal sonuç, üç işlem formunda yani bedensel his-davranış, düşünce ve duyguda ütopik düzeyde bir işi bitmiş, doyuma ulaşmış, bölümü kapatmış, tam insan olma halinden bir kesittir. Yaşamınızda geride bıraktığınız bölümleri hayal edin. Perdeleri kapanan her sahnede, bu beş hareket bir şekilde, çoktan oynanmıştır. Her kapanışta ise yeni bir sahnenin vaadi vardır.


75 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page